Tüp mide ameliyatı, günümüzde obezite tedavisinde en sık tercih edilen cerrahi yöntemlerden biri olarak öne çıkıyor. Medicana Sağlık Grubu Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Yılmaz Polat, operasyon sonrası vücutta yalnızca fiziksel değil hormonal düzeyde de önemli değişikliklerin meydana geldiğini belirtti.
Tüp Mide Ameliyatı Obezite Tedavisinde Neden Tercih Ediliyor?
Tüp mide ameliyatında midenin yaklaşık yüzde 70-80’lik kısmının cerrahi olarak çıkarıldığını belirten Op. Dr. Yılmaz Polat, geriye muz şeklinde ince ve uzun bir mide kaldığını, bu nedenle yöntemin “tüp mide” olarak adlandırıldığını ifade etti.
Ameliyatın başarısının kilo verme oranı ve sağlık risklerinin düşük olmasıyla değerlendirildiğini söyleyen Polat, hem dünyada hem de Türkiye’de tüp mide ameliyatının modern cerrahinin en güvenli ve etkili yöntemlerinden biri olarak kabul edildiğini vurguladı.
Başarı Oranları Dünya Standartlarında
Verilere göre hastaların ilk bir yıl içinde fazla kilolarının yüzde 60 ila 70’ini kaybedebildiğini belirten Polat, Tip 2 diyabet hastalarının yaklaşık yüzde 45-50’sinde tam düzelme (remisyon) görüldüğünü söyledi.
Türkiye’deki tecrübeli merkezlerde ameliyat sonrası kilo kaybının ilk 18 ayda yüzde 60-80 oranlarına ulaşabildiğini ifade eden Polat, yüksek vaka sayısı sayesinde cerrahların deneyiminin artmasının başarıyı olumlu etkilediğini dile getirdi.
Başarıyı Etkileyen Faktörler Neler?
Tüp mide ameliyatının çoğunlukla başarılı sonuçlar verdiğini ancak sonuçların kişiden kişiye değişebildiğini belirten Polat, başarıyı belirleyen temel unsurları şöyle sıraladı:
Başlangıç kilosu ve vücut kitle indeksi (VKİ), yaş ve metabolik durum, ameliyat sonrası beslenme ve egzersize uyum, psikolojik destek süreci ile cerrah deneyimi ve düzenli klinik takip.
Bu faktörlere bağlı olarak bazı hastalarda kilo kaybı daha yüksek olurken, bazı kişilerde uzun vadede sınırlı kilo geri alımı görülebileceği ifade edildi.
Ameliyat Sonrası Hormonal ve Fiziksel Değişimler
Tüp mide ameliyatından sonra vücutta önemli hormonal değişimler yaşandığını belirten Polat, açlık hormonu olarak bilinen ghrelin seviyesinin ciddi oranda düştüğünü söyledi. Bu durumun yalnızca mide hacminin küçülmesiyle değil, beyne giden açlık sinyallerinin azalmasıyla da ilişkili olduğunu belirtti.
Ameliyat sonrası mide hacmi yaklaşık bir futbol topu büyüklüğünden 100-150 mililitreye kadar düşerken, hastalar birkaç lokmada doygunluk hissedebiliyor. Katı gıdalar midede daha uzun süre kalırken sıvılar daha hızlı geçiyor. Uzmanlar, sıvı kalori tüketiminin kilo verme sürecini olumsuz etkileyebileceği konusunda uyarıyor.
Metabolik Hastalıklarda Olumlu Etkiler
Polat, ameliyatın insülin direnci üzerinde güçlü etkiler oluşturduğunu ve hormonlardaki değişim sayesinde kilo kaybı başlamadan bile kan şekeri seviyelerinde düzelme görülebildiğini belirtti. Birçok hastanın doktor kontrolünde diyabet ilaçlarını bırakabildiğini ifade etti.
Ayrıca kilo kaybı ile birlikte diz, kalça ve bel üzerindeki yükün azaldığı, hareket kabiliyetinin arttığı; tansiyon, kolesterol ve uyku apnesi gibi sağlık sorunlarında da iyileşme gözlemlendiği aktarıldı.
Psikolojik Değişimler ve Olası Yan Etkiler
Ameliyat sonrası yalnızca fiziksel değil psikolojik değişimlerin de yaşanabileceğini belirten Polat, hastaların özgüvenlerinde artış görülebildiğini söyledi. Geçici saç dökülmesi, kabızlık veya ishal gibi yan etkilerin ise zamanla ortadan kalkabildiği ifade edildi.
Etiketler
#TüpMide #ObeziteTedavisi #BariatrikCerrahi #SağlıkHaberleri #KiloVerme
Yorum Yap