Kalp-damar hastalıklarının dünyada ve Türkiye’de ölümlerin başlıca nedenleri arasında yer almaya devam ettiğini belirten Medicana International Ankara Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Çiğdem Koca, kalp sağlığının korunmasında yalnızca tedaviye değil, koruyucu sağlık hizmetlerine ve kişisel risk faktörlerinin erken belirlenmesine odaklanılması gerektiğini söyledi.
Kalp hastalıklarında koruyucu sağlık yaklaşımı önemli
Kalp-damar hastalıklarının tıptaki gelişmelere rağmen toplum sağlığı açısından önemli bir sorun olmaya devam ettiğini belirten Uzm. Dr. Çiğdem Koca, hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi edilmesinin tek başına yeterli olmadığını ifade etti.
Tansiyon, kolesterol, diyabet, obezite, sigara kullanımı, hareketsizlik ve sağlıksız beslenme gibi değiştirilebilir risk faktörlerinin kontrol altına alınmasının kalp-damar hastalıklarının yükünü azaltabileceğini belirten Koca, sağlık okuryazarlığının ve koruyucu sağlık hizmetlerine erişimin artırılması gerektiğini söyledi.
Kalp sağlığının yalnızca eğitim düzeyiyle açıklanamayacağını vurgulayan Koca; gelir düzeyi, sağlık hizmetlerine erişim, çalışma koşulları, beslenme alışkanlıkları ve fiziksel aktivite imkânlarının da kalp-damar hastalıkları riskinde etkili olduğunu belirtti.
Gençlerde kalp krizi belirtileri göz ardı edilmemeli
Genç yaşta görülen kalp krizlerinde tanı ve sağlık kuruluşuna başvuruda yaşanan gecikmenin önemli bir risk oluşturabileceğini belirten Uzm. Dr. Koca, göğüs ağrısı, nefes darlığı, soğuk terleme, bulantı ve ani halsizlik gibi belirtilerin gençlerde de kalp hastalığı açısından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Özellikle sigara kullanımı, ailede erken yaşta kalp hastalığı öyküsü, yüksek kolesterol, hipertansiyon, diyabet, obezite ve hareketsiz yaşam gibi risk faktörlerinin bulunması halinde daha dikkatli olunması gerektiğini belirten Koca, genç yaşta kalp krizi ihtimalinin göz ardı edilmesinin sağlık kuruluşuna başvuruyu geciktirebildiğini ifade etti.
Kadın ve erkeklerde risk profili farklılaşabiliyor
Kalp-damar hastalıklarının hem kadınları hem de erkekleri etkilediğini belirten Koca, hastalık riskinin ortaya çıktığı yaşın ve belirtilerin cinsiyete göre farklılık gösterebildiğine dikkat çekti.
Kadınlarda özellikle menopoz sonrasında kardiyovasküler risk faktörlerinin daha yakından takip edilmesi gerektiğini belirten Koca, kadınların sağlık kontrollerinde kalp-damar sağlığının da değerlendirilmesinin önem taşıdığını söyledi.
Erkeklerde ise kardiyovasküler risklerin daha erken yaşlarda ortaya çıkabileceğini belirten Koca; tansiyon, kolesterol, kan şekeri, vücut ağırlığı ve sigara kullanımının düzenli olarak takip edilmesini önerdi.
Kalp sağlığı için belirti beklemeyin
Dışarıdan sağlıklı ve zinde görünen, sigara kullanmayan veya yüksek tansiyonu bulunmayan kişilerin de kalp krizi geçirebileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Çiğdem Koca, kişisel risk değerlendirmesinin kapsamlı yapılması gerektiğini belirtti.
Koca, “Kişinin ApoB, lipoprotein(a), trigliserit, HDL, hemoglobin A1c, açlık insülini ve C-reaktif protein gibi değerlerinin de kişisel risk profili doğrultusunda değerlendirilmesi önemli” dedi.
Özellikle yüksek trigliserit ve düşük HDL düzeylerinin metabolik sağlık açısından uyarıcı olabileceğini belirten Koca, evde düzenli tansiyon ölçümünün de önemli olduğunu ifade etti. Hipertansiyonun uzun süre herhangi bir belirti vermeden ilerleyebileceğine dikkat çekti.
Risk faktörlerini erken belirlemek gerekiyor
Kalp sağlığını korumak için herhangi bir şikâyetin ortaya çıkmasını beklemenin doğru olmadığını belirten Uzm. Dr. Koca, kişisel risk faktörlerinin erken dönemde belirlenmesi ve gerekli önlemlerin zamanında alınmasının önem taşıdığını vurguladı.
Koruyucu sağlık yaklaşımının güçlendirilmesi, düzenli kontrollerin yapılması ve değiştirilebilir risk faktörlerinin kontrol altında tutulmasının kalp-damar hastalıklarının önlenmesine katkı sağlayabileceğini belirten Koca, toplumun her kesimine ulaşan sağlık politikalarının önemine dikkat çekti.
Yorum Yap