Arama Yap

Çocuklarda apandisit belirtilerine dikkat: “Geçmeyen karın ağrısı ihmal edilmemeli”

Görüntülenme: 270

Çocukluk çağında sık görülen acil cerrahi hastalıkların başında gelen apandisit, her çocukta aynı belirtilerle ortaya çıkmayabiliyor. Hayat Hastanesi Çocuk Cerrahisi Uzmanı Bahtiyar Mehdi, özellikle küçük çocuklarda geçmeyen ve giderek şiddetlenen karın ağrısının dikkate alınması gerektiğini belirterek, erken hekim değerlendirmesinin önemine dikkat çekti.

Apandisit, kalın bağırsağın başlangıç bölümünde bulunan apendiksin iltihaplanmasıyla ortaya çıkıyor. Çocuklarda karın ağrısının yanı sıra iştahsızlık, bulantı, kusma ve ateş sık görülen belirtiler arasında yer alırken, bazı çocuklarda ishal ve karında hassasiyet de görülebiliyor.

Hayat Hastanesi Çocuk Cerrahisi Uzmanı Bahtiyar Mehdi, belirtilerin çocuğun yaşına ve hastalığın seyrine göre farklılık gösterebileceğini belirterek, özellikle küçük çocuklarda klasik apandisit tablosunun her zaman görülmeyebileceğini söyledi.

Ağrının seyri önemli

Apandisitte ağrının çoğunlukla göbek çevresinde başladığını ve zaman içerisinde karnın sağ alt bölümüne doğru yerleşebildiğini belirten Mehdi, çocuklarda karın ağrısının dikkatle takip edilmesi gerektiğini ifade etti.

Mehdi, “Özellikle küçük çocuklarda apandisit her zaman klasik belirtilerle seyretmeyebilir. Bu nedenle geçmeyen, giderek şiddetlenen veya çocuğun günlük aktivitelerini etkileyen karın ağrılarının mutlaka dikkate alınması gerekir” dedi.

Karın ağrısına ateş, kusma ve belirgin iştahsızlık gibi şikâyetlerin eşlik etmesi halinde tıbbi değerlendirme yapılmasının önemine dikkat çeken Mehdi, belirtilerin tek tek değil, bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Laparoskopik yöntemle küçük kesilerden müdahale

Apandisitin cerrahi tedavisinde kullanılan yöntemlerden birinin laparoskopik apendektomi olduğunu belirten Mehdi, bu yöntemde iltihaplanan apendiksin genel anestezi altında, karın bölgesinde açılan küçük kesiler aracılığıyla kamera ve özel cerrahi aletler kullanılarak çıkarıldığını söyledi.

Kamera yardımıyla karın içerisinin görüntülenebildiğini aktaran Mehdi, uygun hastalarda küçük kesilerle gerçekleştirilen laparoskopik cerrahinin bazı avantajlar sağlayabildiğini ifade etti.

Bu yöntemin bazı hastalarda ameliyat sonrası ağrının daha az olmasına, iyileşme ve günlük yaşama dönüş sürecinin daha konforlu ilerlemesine katkı sağlayabildiğini belirten Mehdi, ameliyat izlerinin de daha küçük olabileceğini dile getirdi.

Tedavi yöntemi çocuğa göre belirleniyor

Her çocukta aynı cerrahi yöntemin uygulanamayacağının altını çizen Mehdi, tedavi kararının hastanın durumuna göre verilmesi gerektiğini söyledi.

Mehdi, “Çocuğun yaşı, genel sağlık durumu, apandisitin hangi aşamada olduğu ve hastalığın karın içerisindeki seyri değerlendirilerek uygulanacak tedavi yöntemi belirlenir. Bu nedenle cerrahi yaklaşımın çocuk cerrahisi uzmanı tarafından hastaya özel olarak planlanması gerekir” diye konuştu.

Ameliyat sonrası takip de önemli

Apandisit ameliyatının ardından çocuğun genel durumunun, ağrı ve ateşinin yanı sıra beslenmesinin de takip edildiğini belirten Mehdi, hekimin değerlendirmesine göre sıvı alımına başlanarak kademeli şekilde normal beslenmeye geçilebildiğini söyledi.

Uygun zamanda hareket edilmesinin de iyileşme sürecinin önemli bir parçası olduğunu ifade eden Mehdi, taburculuk sonrasında ailelerin ameliyat bölgesinin bakımına ve reçete edilen ilaçların kullanımına dikkat etmesi gerektiğini vurguladı.

Ameliyat sonrasında yüksek ateş, giderek artan karın ağrısı, sürekli kusma veya yara bölgesinde belirgin kızarıklık, şişlik ve akıntı görülmesi halinde yeniden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirtti.

“Geçmeyen karın ağrısı göz ardı edilmemeli”

Çocuklarda apandisitin zamanında fark edilerek uygun şekilde tedavi edilmesinin önem taşıdığını vurgulayan Mehdi, özellikle geçmeyen veya şiddeti giderek artan karın ağrılarında ailelerin belirtileri göz ardı etmemesi gerektiğini söyledi.

Mehdi, çocuklarda cerrahi değerlendirme gerektiren hastalıklarda tanı ve tedavi sürecinin çocuğun yaşı, klinik durumu ve bireysel ihtiyaçları dikkate alınarak planlanmasının doğru tedavi yaklaşımının temel unsurlarından biri olduğunu ifade etti.

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yap