Yaz aylarında sıcak havalardan uzaklaşmak isteyen vatandaşların yöneldiği yaylalar, serin havasıyla cazip bir alternatif sunarken bazı sağlık risklerini de beraberinde getiriyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, yüksek rakımlı bölgelerde oksijen seviyesinin azalmasının vücutta önemli fizyolojik değişikliklere neden olabileceğini belirterek, özellikle tansiyon hastaları ve migreni bulunan kişilerin dikkatli olması gerektiğini söyledi.
Uzmanlara göre yüksek rakımlı bölgelere ani çıkış yapmak, oksijen seviyesindeki düşüş nedeniyle kalp ve damar sistemi üzerinde ek yük oluşturabiliyor. Bu durum bazı kişilerde tansiyon yükselmesine, migren ataklarının şiddetlenmesine ve ciddi vakalarda beyin kanaması gibi hayati risk taşıyan sağlık sorunlarına yol açabiliyor.
Yüksek Rakımda Oksijen Seviyesi Düşüyor
Prof. Dr. Orhan Şen, yaylalarda rakım yükseldikçe havadaki oksijen miktarının azaldığını belirterek, insan vücudunun bu değişime uyum sağlayabilmek için çeşitli savunma mekanizmalarını devreye soktuğunu ifade etti.
Azalan oksijen seviyesine karşı kalp atış hızının arttığını ve stres hormonlarının daha fazla salgılandığını söyleyen Şen, bu fizyolojik değişimlerin özellikle kronik hastalığı bulunan kişilerde sağlık sorunlarını tetikleyebileceğini dile getirdi.
Yüksek rakımlı bölgelerde geçirilen ilk günlerin vücudun adaptasyon süreci açısından büyük önem taşıdığına dikkat çeken uzmanlar, bu dönemde sağlık durumunun yakından takip edilmesini öneriyor.
Günübirlik Çıkışlar Yerine Vücudun Uyum Sağlamasına İzin Verilmeli
Prof. Dr. Şen, yüksek rakımlı bölgelere çıkan vatandaşların mümkün olduğunca vücutlarının ortama uyum sağlamasına fırsat vermeleri gerektiğini söyledi.
Oksijen eksikliğine bağlı olarak beyindeki damarların genişleyebileceğini belirten Şen, bu durumun özellikle migren hastalarında baş ağrılarının ve atakların artmasına neden olabileceğini ifade etti.
Vücudun birkaç gün içerisinde yüksek rakıma uyum sağlayabildiğini belirten Şen, mümkün olduğunca ani çıkışlardan kaçınılmasını ve özellikle ilk günlerde ağır fiziksel aktivitelerin sınırlandırılmasını önerdi.
Yaylada İlk Hafta Büyük Önem Taşıyor
Yayla yaşamının ilk haftasının sağlık açısından kritik bir dönem olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Orhan Şen, kronik hastalığı bulunan kişilerin bu süreçte daha dikkatli davranması gerektiğini söyledi.
Özellikle hipertansiyon hastalarının tansiyon ölçümlerini düzenli yapmaları gerektiğini belirten Şen, doktor tarafından reçete edilen ilaçların kesinlikle aksatılmaması gerektiğini ifade etti.
Uzmanlara göre yüksek rakımın oluşturduğu fizyolojik değişimlere ek olarak düzensiz beslenme ve yaşam alışkanlıkları da sağlık risklerini artırabiliyor.
İşlenmiş ve Tuzlu Gıdalar Tansiyonu Yükseltebilir
Yaylalarda sık tüketilen sucuk, salam, sosis gibi işlenmiş gıdaların aşırı tüketilmesinin sağlık açısından risk oluşturabileceğini belirten Prof. Dr. Şen, özellikle tuz oranı yüksek besinlerden uzak durulmasını tavsiye etti.
İşlenmiş gıdaların fazla tüketilmesinin uykusuzluk ve stresle birleşmesi halinde migren ataklarının daha şiddetli yaşanabileceğini belirten Şen, dengeli beslenmenin yüksek rakımda daha da önemli hale geldiğini ifade etti.
Ayrıca yeterli sıvı tüketimi ve düzenli dinlenmenin de vücudun yüksek rakıma uyum sağlamasını kolaylaştıran önemli faktörler arasında yer aldığı belirtiliyor.
Migren Hastaları Daha Dikkatli Olmalı
Oksijen seviyesindeki düşüşün beyindeki damar yapısını etkileyebildiğini ifade eden Prof. Dr. Şen, migren hastalarında bu durumun baş ağrılarının sıklığını ve şiddetini artırabileceğini söyledi.
Migren öyküsü bulunan kişilerin yaylaya çıkmadan önce gerekli sağlık kontrollerini yaptırmaları ve atakları tetikleyebilecek faktörlerden uzak durmaları gerektiğini belirten uzmanlar, özellikle uykusuzluk ve stresin de migreni olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekiyor.
Yüksek Tansiyon Beyin Kanamasına Yol Açabilir
Kontrol altına alınmayan yüksek tansiyonun ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceğini belirten Prof. Dr. Orhan Şen, sabah saatlerinde göz veya burunda görülen ciddi kanamaların tansiyon yüksekliğinin işareti olabileceğini ifade etti.
Bu belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Şen, gerekli önlemler alınmadığı takdirde yüksek tansiyonun beyin kanaması, damar tıkanıklığı ve felç gibi hayati sonuçlara yol açabileceğini söyledi.
Özellikle yüksek tansiyon öyküsü bulunan kişilerin yaylada bulundukları süre boyunca düzenli tansiyon takibi yapmaları ve olağan dışı belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmaları gerektiğini ifade etti.
Yaylaya Çıkmadan Önce Bu Önerilere Dikkat Edin
Uzmanlar, yüksek rakımlı bölgelere çıkmadan önce kronik hastalıkların kontrol altında olduğundan emin olunmasını, düzenli kullanılan ilaçların yanınızda bulundurulmasını ve ilk günlerde vücudun ortama uyum sağlamasına fırsat verilmesini öneriyor.
Tuzlu ve ağır yiyeceklerden kaçınılması, yeterli su tüketilmesi, düzenli dinlenilmesi ve tansiyon takibinin ihmal edilmemesi, yayla ziyaretlerinin daha sağlıklı geçirilmesine katkı sağlayabiliyor. Prof. Dr. Orhan Şen, özellikle risk grubundaki vatandaşların sağlık belirtilerini ciddiye almaları gerektiğini belirterek, erken müdahalenin olası ciddi komplikasyonların önüne geçebileceğini vurguladı.
Yorum Yap