HEKİMSEN’in OECD verilerinden derlediği analize göre; Türkiye, OECD ülkeleri arasında en hızlı yaşlanan nüfusa sahip olmasına rağmen, emeklilik sistemi bu hıza cevap verecek yapısal güce sahip değil. Raporda, düşük ücretler ve zayıf sistem tasarımı nedeniyle emekliliğin bir "refah dönemi" değil, "yoksulluk süreci" haline geldiği vurgulanıyor.
OECD’nin yayımladığı son emeklilik raporunu inceleyen HEKİMSEN, Türkiye’deki emeklilik sisteminin küresel standartların gerisinde kaldığı kritik noktaları kamuoyuyla paylaştı. Analizde, Türkiye’de emeklilerin içinde bulunduğu durumun bir "tercih" değil, ekonomik bir "zorunluluk" olduğu rakamlarla belgelendi.
Ücret Uçurumu Emekliliğe Yansıyor
OECD verilerine göre, Türkiye’de satın alma gücü paritesine (SGP) göre brüt ortalama ücret 16 bin dolar iken, OECD ortalaması 44 bin dolar seviyesinde bulunuyor. HEKİMSEN, bu devasa farkın emekli maaşlarına doğrudan yansıdığını ve ücret yapısı düzelmeden emeklilikte yoksulluğun önlenemeyeceğini belirtiyor.
Prim Var, Maaş Yok: Sistem Tasarımı Kusurlu
Analizdeki en dikkat çekici bulgulardan biri, Türkiye’deki zorunlu emeklilik prim oranlarının OECD ortalamasına yakın olmasıdır. Buna rağmen elde edilen sonuçlar tam tersi bir tablo çiziyor:
-
OECD Ortalaması: Sürdürülebilir ve yeterli emekli aylığı.
-
Türkiye: Düşük maaşlar ve yüksek yaşlı yoksulluğu.
-
Tespit: Sorun ödenen prim miktarında değil; düşük ücretler, yüksek enflasyon ve yanlış sistem kurgusundadır.
Türkiye "Hızla" Yaşlanıyor, Hazırlıklar Yetersiz
OECD genelinde 65 yaş ve üzeri nüfusun çalışma çağındaki nüfusa oranının 2050’de %52’ye çıkması bekleniyor. Türkiye şu an bu ortalamanın altında olsa da OECD içinde en hızlı yaşlanan ülkelerden biri konumunda. 2040 sonrasında demografik avantajın hızla kaybedileceği uyarısını yapan HEKİMSEN, Avrupa'nın yaşlanmayı yönettiğini, Türkiye'nin ise henüz hazırlık aşamasında sınıfta kaldığını vurguluyor.
Annelik ve Emeklilik: Türkiye’de Bedel 3 Kat Daha Ağır
Kadınların emeklilik hakları konusunda OECD verileri Türkiye aleyhine ciddi bir eşitsizliğe işaret ediyor. Çocuk bakımı nedeniyle iş hayatına verilen 5 yıllık bir ara, Türkiye’de emeklilik hakkını %10 oranında azaltıyor. Bu kayıp, OECD ortalamasının yaklaşık üç katı seviyesinde.
Emeklilikte Maaş Hiyerarşisi Yok Oldu
Raporun teknik analiz kısmında, Türkiye’de emekli gelirlerinin büyük kısmının "birinci basamak" (taban aylık) seviyesinde sıkıştığı ifade ediliyor. Asgari emekli aylığı uygulamaları yoksulluğu sınırlasa da kazanca bağlı maaş hiyerarşisini bozarak sistemi "tabanda kümelenmiş" bir yapıya hapsediyor.
Çözüm: Prim Artışı Değil, Ücret Reformu
HEKİMSEN, Türkiye’nin emeklilik probleminin sıkça iddia edildiği gibi bir "kamu harcaması aşırılığı" olmadığını şu verilerle özetliyor:
"Çalışanımız OECD ortalamasında prim ödüyor ancak emeklimiz OECD düzeyinde gelir elde edemiyor. Prim artırmak veya sadece emeklilik yaşını yükseltmek geçici çözümlerdir. Ücret yapısı düzelmeden ve sisteme güven tesis edilmeden kalıcı bir iyileşme mümkün değildir."
Yorum Yap